Bir dizi petrol finansmanlı sosyal program yoluyla Venezuella'nın fakir çoğunluğunun yaşamlarını iyileştirmeye çabalayan ‘Bolivarcı Devrim’ olduğu iddiası geniş oranda totaliter bir diktatörlüğe hızlı bir kayış için popülist bir örtü olarak tarif edilmektedir. Medyada Doğruluk gibi ironik bir isme sahip olan medya gibi sağcı beyin takımları ve yerel medya çıktıları tarafından yayılan Miami'deki Kübalı mülteci topluluğundan çıkan propaganda Chavez'i Küba Başbakanı Fidel Castro'ya karşı homoseksüel arzular beslemekle suçlamış ve hatta Venezüella hükümetinin El Kaide unsurlarına maddi destek sağladığı iddialarını doğrulamıştır. Bu dezenformasyonun ağır bastığı temeller üzerinde, bir çok ilerici Chavez'in politikalarının “düşmana yardım etmeye,” ya da daha kötüsü “CIA için çalışmaya” hizmet ettiği gibi mantıklı eleştirileri bertaraf etmek için gerici bir tutum geliştirmiştir.

Chavez'in politikalarının etkilerinin Venezüellalıların büyük bir çoğunluğunun takdirini toplandığı konusunda herhangi bir şüphe yokken –anketlerde El Presidente'nin karşı konulamaz ve sürekli başarısı da kanıtlandığı gibi– şu da doğrudur ki, sosyal adaletin faziletlerini kucaklamasıyla ve kendisini anti-emperyalist retoriğin altına gizlemesiyle, Chavez dünya çapında barış aktivistlerinden, sosyal demokratlardan ve kafe devrimcilerinden kayıtsız şartsız destek kazanmıştır.

‘Washington Konsensüsü’ olarak bilinen ABD hegemonyasının uluslararası ekonomik modeline karşı küresel bir karşı-akıma öncülük yapma göreviyle suçlanan Chavez zorla gülümseyen yüzünün dünyanın fakirlerinin kalplerinde ve kafalarında hatırladıkları George Bush - ve Yankee-cinsi emperyalizme karşı düşmanlık rolünü üstlenmekten daha fazla memnundur. Bu noktada, Chavez lafını esirgemeden çok kutuplu bir dünya görüşünü desteklemiş ve Güney Amerika'da Washington'un nüfuzunu önlemenin aracı olarak bölgesel bütünleşmenin ve alternatif ticaret anlaşmalarının önemine vurgu yapmıştır.

Bolivar Devriminin popüler başarısının bir sonucu olarak Chavez kıtada yatılan sol hükümetlerin seçim zaferlerinde rol oynamasıyla onurlandırılmaktadır: Bolivya'da Evo Morales, Şili'de Michelle Bachelet Jeria, Nikaragua'da Daniel Ortega ve şimdi Ekvator'da Rafael Correa. Chavez'in Güney Amerikalı komşularının seçim sonuçları üzerine övgüde bulunduğu boyut, ülkeden ülkeye değişse bile büyük oranda abartıdır. Bolivya'da, örneğin, geçmiş üç hükümet zayıflayan neo-liberal reformların bir platformu üzerinde Morales'in devlet idaresine seçildiği zamana kadar sokak protestolarıyla çökmüştü; Ortega, Sandinista hareketi 10 yıllık “düşük yoğunluklu bir savaşın" ve Amerika hükümeti ve vekilleri Kontr-ordularının ellerindeki ekonomik sabotajın ardından seçim bürolarında yenildiğinden bu yana daimi adaydır; Şili 1990'da eski diktatör Agusto Pinochet iktidarı terkettiğinden beri bir iç gözlem sürecini geçirmektedir; Ekvator ise İMF ve değişken uluslarüstü petrol şirketleriyle başı beladadır.

Kıta, genelde, 1503'te Cortés ‘Yeni Dünya’ya yelken açtığından bu yana tarihin sonuna şahit olmaktadır. Neredeyse evrensel 'temsili demokrasi' çağında Güney Amerika halkının şans verildiğinde neo-liberal siyaseti feshetmekten ve sosyal harcamaları arttırmaktan bahseden politikacılara oy vermesi şaşırtıcı değildir.

Artan sosyal harcamaların açık faydalarını ve aç gözlü şirketlerin ceplerindeki temsil etmeyen hükümetler tarafından yeniden müzakere edilmesini hesaba katmadan, Latin Amerika'da beliren politik süreci destekleme atlımında 'uluslararası sol'un kıtanın politik ve ekonomik manzarasını abarttığı aşikardır.

Bölgesel Bütünleşme mi? Boş Hayaller mi?

Bölgesel bütünleşme planları, çoğu kez Venezüella hükümeti tarafından önceki ticaret anlaşmalarının taslağına dayanan ulusal projeler olarak oy toplamıştır ve Corporación Andina de Fomento (CAF) gibi kaynağını İMF'den temin eden çok-uluslu şirketler tarafından finanse edilmektedir. Brezilya, Arjantin, Uruguay, ve Paraguay'ın "ekonomik gelişimiyle" bağlantılı olarak 1994'te oluşturulan Bölgesel ticaret paktı Mercosur, Venezüella ile birlikte bloka tam üyeliği bekleyen Bolivya, Kolombiya, Şili, Ekvator ve Peru'yu da içine alacak şekilde genişlemiştir. Chavez, bittiğinde Venezüela'nın Orinoco Deltası gaz rezervleriyle güney Arjantin arasında 10,000 km'nin üzerinde bir mesafede -büyük oranda hassas Amazon yağmur ormanlarını kapsayan-işleyecek olan trans-Amazonik boru hattı gibi birleştirilmiş altyapı projeleri yoluyla Güney Amerika ülkelerini bütünleştirmeye çalışan bir proje olan gösterişli IIRSA'nın (Iniciativa de Integración Regional Sudamericana) parçası olarak Mercosur'u birleştirmek istiyor.

Bu, Güney Amerika'nın kendilerini Chavez'in hükümetinden daha 'sol' görenlerin öfkesini çeken küresel kapitalist sistem ile bütünleşmesidir. Bu politik grupların bir çoğu 'Bolivar Devrimine' dikkatli bir iyimserlikle bakarken, bugünkü politik iklime ve gördükleri başarısızlıklara biçtikleri değerde yine de kendi kendilerini sansürlemiyorlar. Bu gruplar altyapı projelerinin kendi yaşamlarını tehdit altına aldığı bölgelerin yerli sakinlerinden oluşmaktadır, Chavez'in iktidardaki MVR partisinin müttefiki sosyalist ve Marksistler ve Güney Amerika'nın daha militan sosyal put yıkıcı anarşist hareketinden yoldaşlar.

Kısaca Venezüela Anarşist Hareketi

Venezüella anarşist hareketi genel olarak Güney Amerika'daki gayri resmi olarak iki temel kategoriye ayrılmış anarşist hareketin en büyüğü denebilir: anarko-punk hareketi, ve anarşist fikrin geleneksel okulu – daha büyük hareket (anarko-komünizm, anarko-sendikalizm, primitivizm, yeşil anarşizm vs.) içerisinde mücadele eden ve birbirine saygı duyan farklı 'izm'lerin bir çok örtüşmesiyle birlikte. Venezuella'da, en belirgin anarşist grup, la Comisión de Relaciones Anarquistas (CRA) – ülkede El Libertario adlı geniş dağıtımlı anarşist yayınla uğraşan ve Caracas'ta Centro de Estudios Sociales Libertarios (CESL) infoshopunu işleten - kendi aktivite ve propagandalarında şüphesiz ki Chavez karşıtı bir tutum sergilemektedir.

El Libertario internet ortamından edinilebilir ve son yıllarda kendi ülkelerine olan uluslararsı ilginin bir sonucunda, bir çok makalelerinin İngilizce çevirilerini de yayınlamaya karar vermişlerdir. Chavez eleştirileri, onun yönetiminin uluslararası sermaye sisteminin - böyle bir sistemin yol açtığı tüm kötülükleriyle - dışında olduğunu düşünenlere bir çıkıştır. 'Bolivar Devrimi' Venezüella'nın modern tarihinin büyük bölümünü kontrol altına almış olan oligopolün geliştirilmesi olduğunun hatırlatıcısıdır. Keza, gerçekten sürdürülebilir komünal gelişimin, uluslararası petrol fiyatlarındaki son dalgalanmadan kar eden bir taraf olarak değil, yerel düzeyde grupların ve bireylerin örgütlenmesinden ve çabasından geldiğinin ciddi bir hatırlatıcısıdır.
---------------------------------------------------------------

Chavezizm ve Anarşizm hakkında bilmek isteyip de sormaya korktuğunuz herşey

1. Anarşistler “escuálidos” (“zayıflar”) mudur (Chavez'in düşmanlarına taktığı lakap)?

Herşeyden önce, “escuálidos” aslen kendi kökenlerinde ve slogan kastıyla karakteri küçümsemey açısında sınıflandırılanlar hakkında herhangi bir şey söylemeyen medyatik bir terimdir. Her kim bu şekilde sınıflandırılırsa onu yargılamak için bununla ne demek istendiği açıklanması gerekmektedir. Ancak, eğer bu lakap bir kişinin, bir partinin ve bir hareketin otoriteryanizmine boyun eğmemiz için özgürlüğünden ve otonomisinden vazgeçmeyenler için kullanılıyorsa o zaman biz öyleyiz.

Ve eğer bununla şimdi tarihin parçası olan sosyal-politik örgüte dönüşe veya sözde-demokrasiye, elitlerin çoğunluğa yönelik aşağılayıcı ırkçılığa sahip olan ekonomik liberalizmle tanımlanan düşünce okulunu desteklediğimiz kastedilmek isteniyorsa, böyle bir şey değiliz.

2. Chávez rejimine karşı olmak “Coordinadora Democrática”yı (rejime karşı "resmi" politik muhalefet) desteklemek midir?

Aslında, bizler ne Chávez rejimini ne de Demokratik Koordinatörü destekliyoruz ve birisi diğerinden farklı değildir. Bizler birinin ve diğerinin bazı eylemlerine ve beyanlarına katılabiliriz, fakat merkezde her ikisinin de eylem ve beyanlarını eleştirmekteyir. Bizler Chávez taraftarlarının hayallerinin yıkılmasına karşıyız ancak ş uan muhalif portestolarını kontrol eden oportünist grupların akıl ermez hareketlerini de desteklemiyoruz. Ve herşeyin üstünde, bizler ilkelerden dolayı her iki kamp tarafından onaylanan daha iyi bir yaşam isteyen bireyin devlet hiyerarşisine itaatini önemsemeyenleri desteklemeyiz.

3. Chávez halkın özerkliğinden ve katılımından bahsetmektedir. Bu anarşistlerin istediği şey değil midir?

Chávez çok şey hakkında konuşuyor. Ancak kendisi aynı zamanda ne söylediğine değil ne yaptığına odaklanmamız gerektiğini de söylüyor. Yaptığı şey halkın özerkliğinden çok tepedekilerin (ordunun) egemenliğiyle ilgilidir. Katılım dediğişey konusunda ipucu edinmemiz için sadece referanduma karşı tepkisine bakmamız yeterlidir. Anarşizmde kalıcı liderlik reddedilir, aksine temsil ettikleri tarafından sürekli olarak değiştirilebilen ve özerklik ve katılımın kendisini iktidar ve Devlete dayandırmadığı bir durumu benimserler, bu şu an ki süreçte mevcut değildir.

4. Chávez oligarşi ve emperyalizmle karşı karşıya gelmeye çağrı yapmaktadır. Farklılıklara rağmen, onunla stratejik ittifaklar oluşturmak ve daha sonra hükümet darbesi ve oligarşi yıkıldığında anarşist devrim gerçekleştirmek zor mudur?

Stratejik ittifaklar oluşturmak eninde sonunda müttefiklerden birisinin iktidarı ele geçirmesiyle sonuçlanan bir çeşit politik eylemdir, bunun yerine, biz anarşistler iktidarı bertaraf etmek isteriz. Hükümet darbesi ve oligarşi (açıkça ajitatif bir kavram) denen şeyin yıkılması, başarı kazandığı durumda, sadece kazananların iktidarını güçlendirmeye yardım eder, sonunda ister istemez yeni bir oligarşiyi yaratır çünkü iktidar dağılmaktansa yoğunlaşma eğilimindedir. Bu anarşist bir devrimi zorlaştıracaktır ve 1936'da İspanya bunun iyi bir örneğidir. Bunun üstünde, temel amacı 1992'de iktidarı devirmek olduğunda hükümet darbesine karşı mücadeleyle Chavist projeyi aynı saymak gerçeğe dayanmamaktadır.

Devlet rejimleriden bir kaçı kişinin iktidarına karşı mücadele diğer bir kaç kişinin iktidarıyla yer değiştirmekle aynı şeyle sonlanır. Emperyalizme karşı mücadeleye dair, şayet onların petrol, tarım, endüstri, iş dünyası ile ilgili savundukları politikalara bakarsak, kendilerini emperyalizmin düşmanı değil savunucuları olarak takdim ettiklerini görürüz.

5. Erken seçim veya referandum durumunda, anarşistler kime oy atacaklar?

Biz anarşistler oy vermeyi hiç bir zaman katılımın bir biçimi olarak düşünmedik çünkü efendilerin seçimi bizleri daha özgür kılmaz. Yakın tarihinden dolayı, bir referandumda özellikle iştiraki ise ne gibi eylemler yapılması gerektiği üzerine daha fazla tartışacağız. Bizler şayet toplumun her açıdan doğrudan demokrasi, sıradan halkın katılımlığının başlangıcını içeriyorsa gücü yeniden ele geçirecek bir referandumu destekleyebiliriz.

6. “Círculos Bolivarianos” (Bolivar Gruplar) yatay halk katılımına sahip olan komüniter gruplardır. Anarşistler neden bu sıradan halkın örgütlenmelerini desteklemekte başarısızlar?

Bu bolivarcı grupların ideolojik tanımlanmaları ve açık teslimiyeti bu hareketi otonom temelde yaratmak önünde ciddi bir engeldir. Onların işlevinin ne olduğunu çıkardığımızdan, üyelerinin "sürecin sorgulanamaz lideriyle" aynı fikirleri tekrarladıklarında yatay bir katılımdan bahsetmek anlaşılır değildir. Üstelik, Venezüela'da buna dair deneyimlerimiz bulunmaktadır, bir çok sıradan halkın örgütlenmesinde (işçi sendikaları gibi) olduğu gibi elektriğini tepeden alan tramvayı anımsatmaktadır.

7. Venezüela Silahlı Kuvvetleri, emperyalist ordulardan farklı olarak açıkça halkçı ve ulusalcı kökleri bulunmaktadır ve devrimci bir projeyi sürdürebilir. Anarşistler Orduyu eleştirirken hatalı mıdır?

17. ve 18. yüzyıllarda modern ordular ilk Avrupa'da ortaya çıktığından beri, askerler ayrıcalıklı sosyal katmanlardan değil halk kökenli insanlardan ve Latin Amerika askeri birliklerinden oluşmaktaydı. bir iktidar yapısını ve liderlerini korumak için varolan bir ordu olmasından dolayı, ezilenlerin tarafında bir devrimi asla savunmazlar. Olsa olsa bir figürle diğeri ve bazı iktidar yapılarının yasaları arasında değişim gerçekleştirebilir. İtaati bertaraf edemez çünkü özünde kontol ve itaat vardır. Bu nedenle diğer halklara karşı kendi çıkarkarı için silahlı kıvvetleri kullanabilecek olan hiçbir orduyu, polisi ve ayrıcalıklı insanları desteklemeyiz. Milliyetçilik veya ulusalcılık anarşistlerin savunduğu bir fikir değildir çünkü bu kendilerini farklı ve hatta diğerlerinden üstün gören bir ulus-toprakta yapay olarak kuşatılmış bazı halklara kısıtlı ilgi anlamına gelir. Bizler Doğum, ırk, kültür, din veya kökeni nedeniyle imtiyazlı olmanın her biçiminin düşmanıyız.

8. Chávez'in planı barışçıl ve demokratik bir toplumdur. Neden anarşistler Süreci eleştirmeden önce gelecekteki bir devrimi bekliyorlar?

Chávez devrimden bahsetmektedir, ancak bunu yapacağına ve savunulmak zorunda olduğuna inanmak için yeterli değildir. Bu kıtadaki bir çok tiran, onları savunmak için herhangi bir umut oladığı halde geçmişte de aynısını söylemiştir. Bizim durumumuzda bir çok bakımdan yaşamlarımızın değiştiği bir devrim olmuştur, fakat gördüğümüz inşaa bizi bunu savunmaya itmemektedir. Onun sağlamlaştırmasına izin vermek değişimi daha zor olan şeyleri yapmak anlamına gelir çünkü talep ettiğimiz bu değişimler, otoriteryanizm işaretlerini barındıran ve paylaşamayacağımız tutumulara uyum sağlanmasının etkisiz olduğunu kanıtlayan bu "Süreç" çok farklı bir yöne doğru gitmektedir.

9. Chávez Sürecini destekleyen özgürlükçüler bulunmaktadır. şayet bunlar bu nedenle daha az anarşist olarak yorumlanıyorlarsa, bu itham özgürlükçü sosyalizmin anti-dogmatik ruhuna aykırı değil mi?

Anarşizm akılsal bir durum değildir, değişen sosyal koşullarla belirli zamanlarda belirli mekanlarda diğerleri tarafından tartışılan, benimsenen veya reddedilen bireylerden gelen önerilerle herkesin iyiliği için uygun koşullar için uğraşmak için bir yüzleşme biçimidir. Herkes kendini özgürlükçü olarak tanımlayabilir, bu nedenle bizi tanımlayan her hangi bir kart veya doğum izi bulunmamaktadır. Bu sadece bizi imleyen ve harekete duruşumuz ve fikirlerimiz temelinde bağlı mıyız değilimizi belirleyecek olan diğer anarşistlerin karşılıklı etkileşimdir. Ve, mükemmel olmadığımız gibi, bizlerin kolektifin reddettiği fikirleri ve duruşları savunmak da mümkündür. Fakat bu kişiyi daha aşağıda veya yukarıda yapmaz. Ara sıra farklılık diğerleri için katlanılamaz hale gelse bile. Elbette ki Onlar gibi olduğumuzu düşünmekten vazgeçebilirler.

10. Anarşistler katkıda bulunmadan sadece eleştiriyorlar. Anarşistler Venezüela'nın bugün varolan krizden kurtulmak için ne öneriyor?

Kavgamız ne konjonktüreldir ne de koşullarla ilgilidir. Bu, samimi ve dürüstçe kendi kendimizi ve diğerleriyle olan ilişkilerimizle onları çalışarak eğitmek yoluyla, kendi özgürlüğümüzün komşumuzun özgürlüğüyle daha da arttığının farkında olarak, farklılıklara ayrımcılık yaratmayacak şekilde saygı duyarak, öncül olarak hayatlarımızın diğerleriyle bağlantılı olduğunu her zaman hatırlayarak varlığımızın tamamen kendi ellerimizde olduğu kolektif ve kişisel yaşam biçimlerimizde yeni bir yolu benimseme ihtiyacımızdan kaynaklanmaktadır. Herbirimiz kendi hayatlarımızı yaşıyoruz ve birbirimize karşı sorumluyuz ancak kimse bizim kefaretimizi kendi omuzları üstüne alamaz. Bu yüzden, bu kriz için çoktan hazırlanmış bir "reçetemiz" yok. Bunun üstesinden gelecek olan fikir ve eylemler en hevesli katılımımız yoluyla katkıda bulunduğumuz bilinçli bir kolektif çabanın sonucu olmalıdır.

İngilizce Çeviri: Julio & Nestor
Türkçe Çeviri: aforum
Kaynak: Guerilla News Network


Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile