Onlar devlete inanmıyorlar, onlar seçimleri boykot ediyorlar, “doğrudan demokrasi” talep ediyorlar ve kaosla ilişki içindeler; asker ve bazı İslamcılar tarafındansa hedef haline getirilmiş konumdalar.

Mısır’daki anarşistler 25 Ocak’taki ayaklanmaların birinci yıldönümünden önce sıkı önlemler bekliyorlar. Anarşistler kaos ortamı isteyen, devleti alaşağı etmek isteyen kötü niyetli insanlar olarak, otoriteye meydan okuyan ve kanunsuzluğun yayılmasını isteyen kişiler olarak algılanıyorlar

“Anarşi” kelimesi Yunancada “otoritesizlik” anlamına geliyor. Anarşistlerin iki temel inancı var: “hiçbir insan diğerinin efendisi olmak için yeterince iyi değildir” ve “kötü insanlar yasaların açıklarını yakalarken, iyi insanların sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini gerektiren yasalara ihtiyaç yoktur”.

Anarşi bir zamanlar Müslüman Kardeşler’in Mübarek rejiminden ayrıldığı bir yerde yeni bir öcü olarak ortaya çıktı. Birçoğu bu ideolojinin Mısır için tehlikeli olduğunu düşünüyor.

Kendini anarşist olarak nitelendiren ve aynı zamanda bir sanatçı, fotoğrafçı ve grafik tasarımcı olan Yasser Abdel Kawy, “Mısır anayurdu, tam anlamıyla bir sistem, devlet ya da hükümet değil. İnsanlar rejimin devrilmesi için çağrıda bulundu –ki bu da daha önce Abbasilerde, Eyyübilerde, Osmanlılarda ya da diğerlerinde olduğu gibi olduğu gibi mevcut sistemin ya da devletin çökmesi demek, ancak Mısır henüz zarar görmedi.” dedi.

Devlet, Abdel Kawy’ye göre, otoritenin uygulandığı bir araç olduğundan kendi kendini yöneten bir toplumla değiştirilmelidir. Kawy sözlerine “Devlet yıkıldığında Mısır’a ne olacağı konusunda korkum ya da endişem yok. Konu etnisite veya dine geldiğinde böylesi keskin bir ayrım yapma şansımız yok.” diye devam etti.

Küresel Bir Hareket

Mısırlı anarşistler kendilerini ilk kez Mayıs ayında Özgürlükçü Sosyalist Hareket (ÖSH) ile birlikte parlamenter demokrasiye karşı doğrudan demokrasi isteyen onlarca aktivistin bulunduğu küresel bir devrimci hareketin ortasında yer alarak ifade etti.

Doğrudan demokraside, karar verme yet(k)isi milletvekilleri gibi temsilciler aracılığıyla olmaksızın, doğrudan insanlar tarafından gerçekleşiyor.

Benzer protesto ve işgal hareketleri ABD, İspanya ve İtalya gibi dünyanın başka yerlerinde “Sokakları Ele Geçirin” adıyla bilinir.

Kendini anarşist olarak tanımlayan mimar Tamer Mowafy, “Bunca “İşgal” hareketi anarşist idealler için takip edilebilir. Bu anarşist propaganda şeklinde açıklanamaz, olanlar daha çok mevcut kapitalist sistemin ve parlamenter demokrasinin başarısızlığıdır.” yorumunda bulunuyor.

Mowafy insanların yaşam standartlarına yapılan keskin saldırılara karşı savunmasız hissettiğini ve artık siyasetçilerin onlara yardım etmediğini söylüyor ve“ABD’de sol partiler ve demokratlar bir işe yaramadıklarını ispat ettiler. Diğer taraftan geleneksel Marksist alternatifler 1989 tasfiyesinden sonra itibarını yitirdi”, yorumunda bulunuyor.

“İşgal’hareketleri içinde yer alan insnların neredeyse kendiliğinden anarşist ilkeleri benimsemesi normaldir. Bu hareketler lidersizdir, bütün kararlar bir ortaklık sonucu elde edilir ve çoğunluk yerine konsensüs aranır.” diye ekliyor Mowafy.

Bir çevirmen olan Yaser Abdullah ise “Anarşizm devlet otoritesine ve kapitalizme karşı mücadele etmek demektir; bu yüzden eğer solcuysanız, anarşist olamazsınız.” diyor. Anarşizmin toplumu güç arayışı içinde olmadan harekete geçiren bir sosyo-politik hareket olduğunu da ekliyor.

Yatay Otorite

Dikey otoritenin yerine, anarşistler “insanlar için, insanlar tarafından” oluşturulan kooperatifler için çağrı yapıyor. Bağımsız sendikaları desteklemek ise onların hedeflerinden biridir. Anarşistler, fabrika ve şirketlerin kendi kendini yöneten ve seçimle belirlenmiş işçi komiteleri tarafından ele geçirilmesi fikrini destekliyorlar.

Abdullah, Mısır’daki taraftar grubu “Ultras” örneğini veriyor. Bu gruplar, taban desteğiyle oluşan yatay ağ hareketleridir. Bir liderleri yoktur ve polis vahşetine karşı ortak bir şekilde devrimcilere katılmışlardır, anarşistlerle de aynı alanı paylaşmaktadırlar.

Abdullah, anarşizmi benimsemeden önce komünist bir düşünceye sahipti. Babasını hatırlattı, “babam emekliliğine kadar 42 yıl boyunca Mısır’ın gerçek zenginliği için çalışanlardan biriydi, ancak bu zenginliği hiç tatmadı.”.

Abdullah anarşizm korkusunun kaynağı olarak içinde yaşadıkları “korku cumhuriyeti” olarak gösteriyor.

Mısırlılar farkında olmadan siyasetle ilgili değil, anarşizmin çeşitli formlarını deneyimliyorlar. Bunun en popüler örneği ise bankaların yerini alan ve gruptaki kişiler tarafından yönetilen ortak para biriktirme sistemidir.

Abdullah “Geçmişte, insanlar bir yönetici mekanizma olmaksızın kendilerini yönetiyorlardı. Elbette biz de, kabile hayatına geri dönelim ya da modern-öncesi döneme dönelim, demiyoruz; biz merkezi otoritenin bulunmadığı, gönüllülük esasına dayalı bir karar mekanizmasının bulunduğu daha gelişmiş kooperatif arzuluyoruz.” dedi. Ve deprem ya da doğal afet zamanlarında bile insanların organize olup kendi aralarında görev paylaşımı yaptığını söyledi.

Anarşizmin uygulanmasında takip edilecek kutsal metinler ya da modeller yok. Anarşizm yeni fikirlere açık ve farklı toplumların ihtiyaçlarına göre uyarlanmıştır.

“Bazı yerlerde, yabancı temsilcilikler ve askeri güçler söz konusu olduğunda anarşist model bazı merkezi otoriteleri içerebilir.” diyor Abdullah. “Dış tehditler var olduğu sürece ordu, bir kurum olarak bulunmalıdır.”

Toplumun böyle nasıl görüneceğiyle ilgili kesin bir görüş yok. Ancak hiçbir otoritenin bulunmadığı gönüllü kooperatifler, sendikalar ve tüm insanların eşit olduğu bir toplumda hak ve özgürlükleri en yüksek düzeyde sağlayan ve bütün vatandaşlardan oluşan bazı temel noktalar vardır.

Aynı zamanda solcu bir bakış açısı da zenginliğin eşit paylaşımı için çalışıyor. Sırf toplumdaki işadamları, milletvekilleri ya da siyasetçiler gibi elit bir tabaka için değil.

Yasalar normlara ve geleneklere göre insanların karar verdiği bir şey, ancak her durumda koşullara göre bunlar da farklılık gösterebilir.

Kahire’deki Amerikan Üniversite’sinde solcu siyaset bilim profesörü Dr. Mostafa Kamel El-Sayed “Anarşizm ideolojisi Mısır’da ideal haline gelmemiş ve popüler değil. Anarşistler sosyal sınıf farklılıklarının ve polis ya da asker gibi devlet aygıtlarının bulunmadığı, kurulması zor olan ütopik bir toplum arzuluyorlar.” diyor. Dr. El-Sayed dünyada sadece küçük toplulukların kendilerini anarşizmle ifade edebildiğini, ancak tarihsel olarak insanları zaten devlet kavramının dışında bir yaşatmanın güç olduğunu düşünüyor.

“Anarşistler hiçbir şekilde tehlikeli değil. Bir güvenlik tehdidi teşkil etmiyorlar. Devleti alaşağı etmek ille de bazı insanlara karşı şiddet uygulamak anlamına gelmiyor. Bunlar klasik solcu söylemleridir ve toplumu tam anlamıyla anlamak gerekir.” şeklinde ekliyor.

On yıl önce, Kahire Üniversitesi’nde siyaset bilimi profesörü olan Dr. Heba Raouf Ezzat “Anarchism: The philosophy that translation was unfair to” başlıklı bir makale yazdı. İslamcı akademi anarşizmin doğru karşılığının “kaos”tan ziyade “devlet-siz toplum”a yakın olduğunu söylediler.

“Ulusal devlet küreselleşmenin ortasında büyüyen bir krizin içinde kendini bulur, bu noktada devletsiz bir toplumun idare edilmesi ile ilgili anarşizm fikri önem kazanıyor” şeklinde yazmış Raourf makalesinde. Raouf’a göre küresel ağ gibi son gelişmeler, sivil toplumun yükselişi ve yerelliklerde demokrasinin teşvik edilmesi anarşizmle bir ortak nokta sağlıyor.

Dünya Çapında Bir Ütopya

Mowafy’ye göre, anarşizm insanlığın kendi kendini yönettiği birleşik bir toplum arzulayan uluslararası bir harekettir. En nihayetinde ise orduya ihtiyaç kalmayacaktır.

“Ancak, mevcut bağlamı içinde, aklı başında hiç kimse dağıtılmış bir ordudan, ordunun ortadan kalkmasını talep etmez. Başka ulusal kurumlarda olduğu gibi ordu da seçilmiş sivillerin kontrolü altında olmalıdır ve ordu bütçesi halkın temsilcileri tarafından ulusal güvenlik için revize edilmelidir.” diye ekliyor Mowafy

Mısır asıllı ibr Fransız olan Viral Nassar merdiven teorisine inanıyor ve ekliyor, “Şu anda Mısır’da anarşizmi yaymak anlamlı olmayacaktır. İnsanlar daha bu rezil sistemi kavramak için temel siyaseti anlamıyor ve buna uyum gösteriyor.”.

“Demokrasi yalanları yüzünden insanlar tarafından çirkin ve kanlı bir demokrasi olarak tanınmasına sebep oluyor.” diye ekliyor Nassar.

Anarşist model olarak Danimarka’nın özgür bölgesi Christiania’yı gösterebiliriz. Bu toplumun coğrafi olarak Kophenag belediyesine ait olan kasabalara denetim hakkı vermeyip kendi kurallarını uygulaması bir örnektir. Christiania’da sadece dokuz kural var. Bunlardan bazıları: silah yasak, uyuşturucular yasak, şiddet yasak, kurşun geçirmez giysiler yasak, havai fişeklerin ve çalıntı malların satılması yasak.

Danimarka Radyosu’ndan gazeteci Michael Lund, Christiania’nın hiçbir şekilde hiçbir şeye mülkiyetin bulunmaması ve kararların herkes tarafından kabul edilene kadar tartışılması açısından dünyadaki tek örnek olduğunu ve buranın sanatçıların bisikletten giysilere üretim yaptıkları bir yer olduğunu ve Danimarka’nın en büyük turistik yerlerinden biri olduğunu söylüyor.

Bu özgür şehirin iki kilometre uzağında yaşayan ve her gün şehirden geçen Lund “Ancak yine de bazı sorunlar var. Herhangi bir liderliğin bulunmaması herkesin kararları kabul etmesi ve hızlı kararlar alınmasını güçleştiriyor. Ayrıca Christiania’da esrar satışının yasadışı olmaması haşhaş satan çetelerin dikkatini çekiyor.” yorumunda bulunuyor.

Lund, genellikle polise güvenmeyen Christiania halkının çeteleri ve çetelerin kendi aralarındaki çatışmaları ve şiddet şehirden uzak tutamadığını söylüyor ve ekliyor: “Christiania’ya bu ‘özgür şehir’ fikrine karşı olanlar, kapalı bir toplum olduğu konusunda eleştiriler getiriliyor.”.

25 Ocak devrimi lidersiz (yaşam savaşında asker olarak bilinmek istemeyen anarşistler ya da kendilerine “anonim” diyenler tarafından tercih edilen) olmasına rağmen Abdullah, devrimin anarşiyi bulduğunu, anarşistlerin devrimi yapmadığını vurguluyor.

Abdel Kawy kaydetti, “Anarşistlerin devrimin arkasında olduğunu söylemek utanç verici bir şey, eğer devrimin arkasında olsaydık böylesi bir iktidar olmazdır. Mübarek gittikten sonra mücadeleyi asla bırakmamalıyız. Tekerleği yeniden icat eden insanlar gibi aynı hatalara düşmememiz gerekiyor.”.

Yaratıcı Bir Kaos?

Anarşistlere göre, anarşizm tepeden dayatılan bir şey olamaz. Esas konu, parlamenter demokrasinin kusurlarının farkına varan ve doğrudan demokrasiyi isteyen insanlardır.

Mowafy “Biz mevcut toplumda, toplumla birlikte özgürlükçü bir yapı oluşturmak istiyoruz: Kooperatifler, işçi sendikaları vs. Yerelliklerde olduğu gibi toplumun alt tabakaları en çok sıkıştırılan kesimlerdir, küçük hale geldikçe, daha fazla problem bölgede yaşayanlar arasında daha çok ortaklaşmaktadır. Bir kere halk kendi işlerini demokratik şekilde yönetme yeteneğinde kendinden emin olmalı, böylece halk özyönetim pratiğini genişletecek başka alanlar bulabileceklerdir.” yorumunda bulundu.

Yaklaşık 80 milyonluk bir ülke nasıl kendi kararlarını tamamen verebilecek?

Abdullah, “Kalıpların dışında düşünün”, diyor. “Oylama Twitter üzerinden de yapılabilir.”

Yazı: Hanan Solayman

Çeviri: Can Semercioğlu

Kaynak: http://thedailynewsegypt.com/egypt/egyptian-anarchists-seek-self-governed-society.html

Alıntı: http://www.herdildeherrenkteisyan.org/misirli-anarsistler-kendi-kendilerini-yonettikleri-bir-toplum-arzuluyorlar/

Yorum ekle

Güvenlik kodu
Yenile